Süper Lig’in ederi ne? 152 milyon dolar az mı? Naklen yayın ihalesinin röntgeni

Yayınlama: 02.03.2022 13:24:00 Güncelleme: 05.03.2022 00:21:52

Bein Sports'un 6 yıl önceki 500 milyon dolarlık teklifinin yerinde yeller esiyor. Verilen en yüksek teklif artık 152 milyon dolar. Peki Süper Lig naklen yayını daha fazlasını hak etmiyor mu? Belki bizi kızdırabilir ama Türk futbolunun gidişatı hiç de iç açıcı şeyler söylemiyor

Süper Lig’in ederi ne? 152 milyon dolar az mı? Naklen yayın ihalesinin röntgeni

İhale gününden beri tartışılıyor… “500 milyon dolarlık Süper Lig yayın bedeli nasıl olur da sadece 6 yıl içerisinde 152 milyon dolara düşer” diye. Bu tartışmaların çok büyük bir bölümü ekonomik gerçekliklerden uzak, çoğu duygusal değerlendirmelerden öteye gidemiyor. Fakat futbol endüstrisinde son 6 yılda neler değiştiği, Türk futbolunun nereden nereye geldiği konusu bu gündemin içerisinde kendine neredeyse hiç yer bulmuyor. Halbuki her ticari konuda olduğu gibi bu işin sırrı da rakamlarda saklı.

RAKAMLAR NE DİYOR? UCUZ MU PAHALI MI?

Gelin bu rakamları birlikte tartışalım. TV hakları konusunda dünyanın en pahalı ligi herhalde tartışmaya kapalı şekilde İngiltere Premier Ligi’dir. Naklen yayın hakları için biçilen son değer yıllık 2 milyar 159 milyon dolar seviyelerinde. Onu 1 milyar 245 milyon dolarla Bundesliga’nın ülkesi Almanya izliyor. La Liga-İspanya 1 milyar 121 milyon dolarla üçüncü, Serie A’lı İtalya ise 1 milyar 50 milyon dolarla dördüncü. Zaten başka da 1 milyar dolar seviyesini geçen bir lig bulunmuyor. Bu dörtlüye en çok yaklaşabilen ise 659 milyon dolarla Fransa. Diğer liglerin birçoğu 500 milyon doların yarısına bile yaklaşamıyor. Türkiye ise Bein Sports ile olan eski sözleşmesiyle aslında bu 5 ligin ardından en çok bedel ödenen altıncı lig olmuştu. Fakat naklen yayın ihalesinden sızan son rakamlar bunun tarih olmak üzere olduğunu gösteriyor. Peki neden? 6 yıl önce yayıncılar bu bedelleri göze alırken bugün ne değişti de fiyatlar üçte birinden azına indi.

Mesele neresinden bakarsanız bakın “bir ligin naklen yayın açısından ederi nasıl belirlenir’ sorusuna gelip dayanıyor. Biraz işin parasal verileriyle oynayalım. Yani yazıyı biraz ticarileştirelim.

LİGLERİN PİYASA DEĞERİNİN NE KADARI KADAR DEĞER BİÇİLDİ?

En pahalı naklen yayın gelirine sahip Premier Lig’in toplam piyasa değeri transfermarkt verilerine göre 11 milyar 683 milyon dolar seviyesinde. Onu 6 milyar 664 milyon dolar ile İspanya, 6 milyar 449 milyon dolarla İtalya ve 5.5 milyar dolarla Almanya izliyor. Fransa ise 4.8 milyar dolarlık piyasa değeriyle beşinci sırada. Brezilya ve Rusya liglerini de sıralamaya eklediğimizde Türkiye ise 1 milyar 297 milyon dolarlık değeriyle 1.6 milyar dolara yaklaşan Portekiz’in ardından dokuzuncu sırada. Türkiye’yi ise 1.29 milyar dolarla Hollanda ligi izliyor.

Yani bu verilere göre İngiltere Premier Ligi, toplam piyasa değerinin yüzde 18’i, İspanya La Liga yüzde 17’si, İtalya Serie A yüzde 16’sı, Almanya Bundesliga yüzde 23’ü, Brezilya yüzde 13’ü, Rusya yüzde 7’si, Fransa yüzde 14’ü oranında bir naklen yayın fiyatlamasına sahip olmuş. Türkiye Süper Ligi ise eski rakam yani 500 milyon dolar üzerinden hesap yapılırsa ligin toplam piyasa değerinin yüzde 39’u, fiili olarak Bein Sports’un indirim talepleriyle indiği 337 milyon dolar göz önüne alınırsa yüzde 26’sı kadar bir fiyatlama almış. Yeni en yüksek naklen yayın geliri teklifi olan 152 milyon dolar söz konusu olursa bu defa fiyatlama toplam piyasa değerinin yüzde 9’u kadar bir rakama denk gelecek. Yani eğer Premier Lig kadar bir orana sahip olsaydık naklen yayın teklifinin 233 milyon dolar (3.2 milyar TL), Bundesliga oranıyla 182 milyon dolar (2.5 milyar TL), La Liga oranıyla 220 milyon dolar (3 milyar TL), Serie A oranıyla 207 milyon dolar (2.9 milyar TL) olması gerekirdi.

  En üst ligin piyasa değeri (Milyon dolar) Naklen Yayın Geliri (Sezonluk) Milyon Dolar Naklen Yayın Geliri/Piyasa Değeri Nüfusun Futbol Fanatizm Oranı Futbol seyircisi başına ödenen yıllık bedel (dolar) TL Karşılığı Aylık UEFA Ülke Puanı
İngiltere 11,683 2,159 18 0.51 62 72 100
İspanya 6,664 1,121 17 0.7 34 39 90
Norveç 184 85 46 0.48 32 37 25.5
Portekiz 1,565 204 13 0.75 27 31 50
İtalya 6,449 1,050 16 0.67 26 30 73
Almanya 5,518 1,245 23 0.6 25 28 71
Fransa 4,843 659 14 0.5 20 23 56
Belçika 1,095 117 11 0.54 18 21 30
Danimarka 330 49 15 0.5 16 19 26.97
Türkiye 1,297 152* 9 0.75 2 3 26.9
Yunanistan 493 77 16 0.5 15 18 26.7
İsveç 222 59 27 0.44 13 16 22.87
Hollanda 1,290 91 7 0.4 13 15 45
İskoçya 425 40 10 0.68 11 13 34.5
Avusturya 522 45 9 0.47 11 12 38
Şili 170 85 50 0.5 9 10  
BAE 218 35 16 0.51 7 8  
Japonya 393 162 41 0.35 4 4  
Romanya 259 32 12 0.6 3 3 17.15
Polonya 350 62 18 0.67 2 3 15.87
ABD 900 90 10 0.14 2 2  
Brezilya 1,484 186 13 0.6 1 2  
Arjantin 839 45 5 0.75 1 2  
Çekya 335 7 2 0.5 1 1 26.8
Rusya 1,343 88 7 0.52 1 1 34
* Verilen en yüksek teklif            


2016’DAKİ BEIN SPORTS TEKLİFİ BİR HATA MIYDI?

Peki Bein Sports 2016’da 500 milyon dolar gibi astronomik görünen bir teklifi neden, yani hangi basiretli tüccar mantığıyla verdi?

Elbette o zamanki ihaledeki rakiplerinin agresifliği bir yana burada başka bir etki devreye giriyor: Ülkedeki futbol potansiyeli. Yani 5-6 yıllık bir yayın dönemi için verilen teklifler aynı zamanda bu süreç içerisinde ülke futbolunun ve beraberinde futbol seyircisinin ulaşabileceği noktaların yanında insanların alım güçlerinde yaşanabilecek gelişmeler, korsan yayıncılığa karşı alınacak önlemlere ilişkin taahhütler gibi bir çok değişkenden etkileniyor. Bir defa şunu tartışmak abes olur: Türkiye futbol fanatizminin hacmi açısından Brezilya ve Rusya’dan sonra dünyanın en büyük üçüncü futbol ülkesi. Bunu belirleyen ise nüfusun büyüklüğü ve futbol fanatizmi oranı. Bu açıdan Almanya, ABD, İngiltere, İtalya, İspanya gibi ülkeler potansiyel açısından Türkiye’nin çok ama çok gerisinde kalıyor. O zaman bunun da gösterge ve kıyaslama olabilmesi açısından rakamsal karşılığına bir bakalım. Yapılan uluslararası çalışmalara göre Türkiye’de futbol fanatizmi, nüfusun yüzde 75’ini kapsıyor. Bu orana en çok yaklaşabilen ülkeler Portekiz, Arjantin. Ki bu ülkelerin nüfusu da Türkiye nüfusunun çok çok altında kalıyor.

POTANSİYEL FUTBOL İZLEYİCİSİ BAŞINA 2 DOLAR TEKLİF EDİLDİ!

Bu veri üzerinden gittiğimizde İngiltere Premier Ligi’nde potansiyel futbol izleyicisi başına yayıncı kuruluşların ödediği yıllık bedel 62 dolar seviyesinde. İspanya’da 34 dolar, Portekiz’de 27, İtalya’da 26, Almanya’da 25, Fransa’da ise 20 dolar. Örneğin İngiltere’deki potansiyel futbol izleyicisi başına yıllık bedel Süper Lig için geçerli olsaydı naklen yayın bedelinin yıllık 3.9 milyar dolar, İspanya’daki rakamla 2.1 milyar dolar, İtalya’daki rakamla 1.6 milyar dolar, Almanya’daki rakamla 1.57 milyar dolar, Fransa’daki rakamla 1.26 milyar dolar olması gerekirdi. Fakat örneğin Brezilya veya Rusya’daki rakamlarla bu bedel 63 milyon dolarlara denk geliyor. Çünkü bu ülkelerde potansiyel futbol izleyicisi başına 1’er dolarla fiyat biçilmiş. Eğer 152 milyon dolarlık tavan teklif değişmezse Türkiye ligine biçilen potansiyel izleyici başına naklen yayın geliri 2 dolara denk düşecek. Yani her bir futbol fanatiği için aylık bir abonelik paketine bölseniz ayda 3 TL ödemiş olacak Digiturk. Gerçekten ürkütücü derecede düşük bir rakam.

2016’DAN BU YANA NE DEĞİŞTİ?

Bu durumda şimdi bir başka değişkene bakmamız gerek. Bu süreçte Türk futboluna neler oldu? Öncelikle 2016’daki rakamı değerlendirirken aslında Bein Sports, dijital yayın platformu olan Digiturk’te sattığı decoderlarla futbol izleyicisine en azından TV başlangıç paketleri ve daha iyi ihtimalle de film ve sinema paketleri satmayı da hesabın içerisine katıyor ve rekabetin de Türkiye’de az olacağını varsayıyordu. Uzunca bir süre de gerçekten öyle oldu. Sadece D-Smart ile rekabet eden Digiturk’ün karşısında bugün sadece Exen, Gain, Netflix, Disney Plus, Amazon Prime gibi yeni nesil ve decoder almayı gerektirmeyen rakipler yok aynı zamanda korsanın televizyona indirilmiş hali olan sudan ucuz IP TV’ler de var. Daha da ötesi artık derin web’de markalaşmış korsan futbol yayıncıları var.  Yani Türkiye artık bir futbol naklen yayıncısı için 6 yıl öncesine göre çok çok zor bir pazar. Bu Digital platformlar naklen yayın yapmıyor diyenlere de şimdiden hatırlatalım: Amazon Prime Fransız Ligue 1’in, İngiltere Premier Ligi’nin alt yayın paketlerinden birinin, Youtube TV Brezilya Ligi’nde bazı takımların maçlarını naklen yayınlama haklarını almıştı. Yani streaming platformları da artık bu dünyadaki rekabetin içerisine dahil oluyor..

Elbette İngiltere gibi değeri global bazda hızla artan, liginizde oynayan futbolcularınız sadece bulunduğu ülkede değil dünya çapında yüzlerce milyon fan kitlesine hitap ediyorsa bu türden zorlukları birer risk unsuru olarak göz ardı edebilirsiniz. Fakat Türkiye’de futbol endüstrisi tam tersine son yıllarda ciddi bir değer ve puan kaybıyla da karşı karşıya.

Dünyanın 5 büyük liginin toplam gelirleri  
Milyon dolar 1997 2010 2016 2022
İngiltere 767 3,521 5,449 6,832
Almanya 497 2,444 3,037 3,360
İspanya 587 2,405 2,729 3,808
İtalya 617 2,174 2,147 2,576
Fransa 328 1,456 1,663 1,904

TÜRK FUTBOLU ULUSLARARASI PAY KAYBEDİYOR

2016'da Türkiye UEFA kulüpler sıralamasında 34.6 puanla 11. sıradaydı. 2010 yılında da öyle. 2020-2021 sezonunda sıralamada hızla gerilemeye başlayan Türkiye önce 13. sıraya indi. Bu yıl ise şampiyonu bile Şampiyonlar Ligi'ne doğrudan katılamayan bir ülke olarak 16. sıraya geriledi. Türkiye'nin sıralamada 20. sıralara gerilemesini engelleyen ise tek kulübümüz kaldı uluslararası arenada.

FİFA ülkeler sıralamasında ise Türkiye 39. sıraya kadar inmiş durumda.

2021 Aralık ayında Türkiye 37. sırada, 2016 yılında 21. sıradaydı.

AVRUPA KUPASI GELİRLERİ
Milyon dolar 5 YILLIK TOPLAM
Juventus 446
Real Madrid 416
PSG 401
Bayern Münih 397
Barcelona 392
Manchester City 386
Atletico Madrid 340
Liverpool 310
Tottenham 290
Roma 255
Olimpik Lion 254
Napoli 232
Chelsea 228
Borrussia Dortmund 225
Arsenal 213
Benfica 183
Porto 173
Monaco 170
Sevilla 154
Ajax 150
Shakthar Donetsk 149

BİR TÜRLÜ KABULLENEMEDİĞİMİZ ÇAĞIMIZ FUTBOL ENDÜSTRİSİ…

Gelelim daha da önemli kısma. Günümüz futbol endüstrisinin “Sadece Türkler için futbol” anlayışıyla yürümediğini artık değişen ve dijitalleşen dünyada global bir pay kapma yarışı haline geldiğini hem futbol ekonomisinin hem de bu sektörü düzenleyenlerin bir an önce anlaması gerekiyor.

Dünyada kitleleri peşinden sürükleyen tüm zamanların en etkili futbolcusu Cristiano Ronaldo’yu artık bir futbolcudan öte bir influencer olarak tanımlamak zorundayız. Tüm sosyal medya platformlarında (elbette kesişim kümesinde olanlar da söz konusu) CR7’yi takip eden hesapların sayısı toplam 406 milyon. Ronaldo’nun ülkesi Portekiz’de değil de İngiltere’de Manchester United’da, Messi’nin ülkesi Arjantin’de değil de yıllarca La Liga’da şimdi de Fransa’da, yine Neymar’ın da aynı şekilde Brezilya’da değil Fransa’da futbol oynadığını gözden kaçırmak artık dünyada futbol endüstrisinde pazarlamanın nasıl gerçekleştiğini hiç anlamamak demek oluyor. Yani dünyanın yabancı sermaye konusunda en muhafazakar ülkelerinden Fransa’da Paris Saint Germain’in Katarlılara, İngiltere’nin Manchester City’sinin Araplara, Chelsea’sinin Rus oligarşisine, İtalya’da Milan’ın Çinlilere satılmasına bu ülkelerin meşhur milliyetçi çevrelerinin gıkını bile çıkarmamasını öyle tesadüfle falan açıklamanın imkanı yok. Bu artık bir yerel değil total pazar oyunu. Sonucu ise bir yandan ülke futbolunun dünyanın en pahalı futbol pazarı haline gelmesi için harcanan milyarlarca Euro’luk paralar, bunun karşılığını ise naklen yayın gelirleri ve global marka satışlarıyla misliyle geri alma meselesi. İngiltere’de 2016’dan bu yana net futbol ithalatına giden para 5.4 milyar dolar. Fakat bunun sonucunda sadece TV yayın haklarından elde edilen 5 yıllık bedel 10.8 milyar dolar.

ULUSLARARASI VİTRİNLE 5 YILDA 1.5 MİLYAR DOLARLIK FORMA SATIŞI

Bunun üstüne örneğin forma satışları gibi kulüplerin global bazı diğer gelirlerini de eklediğinizde çok karlı bir ticaret haline geldiği tartışılmaz oluyor. “Forma satışı nedir ki” deyip de hafife alanlar mutlaka çıkacaktır. Fakat yıllık forma satış rakamlarına tablomuzdan bakıp inceleyebilirsiniz. Bu rakamlar öyle basit rakamlar da değil. Real Madrid’in sadece 2021 yılında elde ettiği minimum forma satış geliri 300 milyon dolara yakın. 5 yıllık sürede 1.5 milyar dolara yaklaşan bir gelirden bahsediyoruz. Bu açıdan baktığınızda Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi, Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası gibi her turnuvanın aslında sadece bu futbolcuların daha da değerlenmesi, forma satışı veya ligin naklen yayın değerini yükselten birer vitrinden başka bir şey olmadığını da anlayabiliyoruz. Elbette bu vitrinde en yükseğe çıkanın yılda elde ettiği 90-100 milyon dolarlara varan gelirler de işin kaymağı oluyor.

  Tahmini Forma Satış Geliri (2021)
Bayern Munich 254,859,017
Real Madrid 307,731,017
Liverpool 228,830,702
Manchester United 118,625,708
Juventus 143,271,490
Barcelona 99,897,672
Chelsea 122,354,375
Borrussia Dortmund 116,430,821
PSG 119,043,362
Manchester City 97,830,000

PROFESYONEL TOTAL BİR FUTBOL A.Ş. STRATEJİSİ

Özetle yayıncı kuruluş gelir tekliflerinde 6 yılda yaşanan bu dramatik düşüşe ahlayıp vahlamak yerine Türkiye’nin ve Türk futbolunu yönetenlerin tüm paydaşlarla bir masada oturup tüm bu rakamları da önüne koyup total bir futbol stratejisi geliştirmeden bu gelirlerdeki daha da büyük düşüşleri durdurma imkanı olmadığını tartışması gerekiyor. Bu tartışmanın içerisine yabancı futbolcu sınırı, altyapıların net ihracat yapar hale gelmesi, Türk futbol kulüplerinin uluslararası vitrinde başarısının giderek artan bir trende sokulması, bunun için devlet politikasının bile devreye girmesi, futbolun yönetiminde hiçbir fanatizme, profesyonel olmayan hiçbir isme görev verilmemesi gibi her boyutun da masada olması gerekiyor. Yani eğer bu pazarda silinmeden ve büyüyerek var olmaya devam etmek niyetindeysek Türkiye’de bir an önce Türkiye Futbol A.Ş. kurulması ve bir A.Ş. gibi de yönetilmesi gerekiyor.

Özetle bugünün Cristiano Ronaldo’larının, Messi’lerinin, Neymar’larının, Mbappe’lerinin benzerleri Süper Lig’de top koşturmadıkça global rekabette İngiltere, İspanya, İtalya, Almanyalarla benzer naklen yayın fiyatlamalarının elde edilmesinin sadece birer geçici şans olduğunu kabullenmek gerekiyor. Yani nasıl ki bacalı bir sanayide gerekli büyük yatırımları yapmadan ilerleyen 10 yılların gelirleri elde edilemiyorsa bu endüstride de bu yatırımlar yapılmadan geri dönüşünün alınmasının mümkün olmadığı gerçeğiyle ne kadar acı olsa da yüzleşmek elzem hale geliyor. Bu stratejinin Süper Lig’i mevcut seyirci potansiyeli ile Premier Lig’le rekabet edebilir seviyeye getirmesi, bu durumda da naklen yayın için biçilen değerleri milyon değil milyar dolarlar seviyesine ulaştırması imkansız değil gibi görünüyor.