Büyük çıkış ne zaman?

Yayınlama: 01.05.2021 12:22:00 Güncelleme: 01.05.2021 13:56:50

ABD ve Avrupa’da aşılamada gelinen aşama ve salgının kontrol altına alınmasında sağlanan ilerleme, küresel ekonomiye dair beklentilere olumlu yansırken, bu durum merkez bankalarınca uygulanan gevşek para politikalarından çıkışın zamanlamasını gündeme getirdi

Büyük çıkış ne zaman?
Elif KARACA/Paramevzu.com

ABD ve Avrupa’nın büyük bölümünde aşılama çalışmalarında gelinen aşama ve salgının kontrol altına alınmasında sağlanan ilerleme, küresel ekonomiye dair beklentilere de olumlu yansımaya başladı. Bu durum küresel merkez bankaları tarafından pandeminin başından bu yana uygulanan gevşek para politikalarından çıkışın ne zaman başlayacağı sorusunu da gündeme getirmeye başladı.
ABD'de birbiri ardına açıklanan kamusal destek paketleri ve hızlanan aşılama uygulamalarının etkisiyle tüketici harcamalarındaki yüzde 10,7'lik artış dikkat çekerken,  geçtiğimiz hafta açıklanan birinci çeyrek büyüme verisi de güçlü bir performansa işaret etti. ABD’deki kadar olmasa da euro bölgesinde de güçlü toparlanma sinyali veren veriler var.
Ancak yine de küresel merkez bankalarının gevşek para politikalarından çıkışını konuşmak için henüz erken olabilir. ABD Merkez Bankası (Fed), tam istihdama ve enflasyon hedefine doğru "önemli bir ilerleme" görene kadar borçlanma maliyetlerini sıfıra yakın seviyede tutmayı ve aylık 120 milyar dolarlık varlık alımlarını sürdürmeyi planlıyor. Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası (BOJ) destekleri bir süre daha devam ettirecek. Hepsi de geçtiğimiz ayki para politikası kurulu toplantılarının ardından tahvil alımlarının devam edeceği yönünde açıklamalar yaptı. 

SIKILAŞTIRMA SİNYALİ VERENLER DE VAR
Dünyanın en büyük merkez bankalarından bir diğeri olan Kanada Merkez Bankası nisan ayı toplantısında, varlık alımlarını azaltacağını ve faiz artırımının öne çekilebileceğini duyurdu. Norveç merkez bankası (Norges Bank) martta yaptığı açıklamayla 2021'in ikinci yarısında bir oran artışının gelebileceğine işaret ederek, geri çekilme sinyali veren bir diğer banka oldu. Bazı analistlere göre İngiltere Merkez Bankası (BOE) mayıs ayındaki toplantısında varlık alım tutarını biraz aşağı çekme yönünde karar alabilir. Euro bölgesinde uzun vadeli enflasyon baskılarının faiz artırımına epey bir süre daha izin vermeyeceği görülüyor, ancak varlık alımlarında azaltma daha erken başlayabilir.
Bank of America’nın tahminlerine göre, küresel ekonomideki toparlanmanın ekonomik verilerle de teyit edilmesiyle birlikte ABD, Japonya, euro bölgesi ve İngiltere’de varlık alımları 2020’deki yaklaşık 9 trilyon dolardan 2021’de 3,4 trilyon dolara, 2022 yılında ise 400 milyar dolara kadar gerileyebilir.

JP MORGAN: PİYASA KOŞULLARINDA BİR SÜRE DAHA VOLATİLİTE GÖRÜLEBİLİR
JP Morgan Asya-Pasifik Araştırma Bölüm Başkanı James Sullivan, dünyanın dört bir yanındaki ekonomiler yeniden açılırken, daha güçlü büyüme beklentileri ve açılan teşvik paketleri sayesinde tüketim harcamalarının yeniden başlamasını beklediklerini söylüyor. Sullivan’a göre, dünya genelinde hisse senetleri son dönemde değer kazandı, ancak piyasa koşullarında bir süre daha volatilite görülebilir. Bu dengelenme döneminin aşılması sonrasında orta vadede finans, enerji ve sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin hisselerinde yükseliş söz konusu olabilir. Covid-19’un seyrindeki iyileşme ve aşılamayla ilgili ilerlemelerin ardından tüketim harcamalarının yeniden canlanması, enflasyon beklentilerini de artırdı. Bu durum merkez bankalarını faiz artırmaya yönelteceği için yatırımcılar arasında endişeye neden oluyor.

Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya Bölge Baş ekonomisti Aslı Demirgüç-Kunt
 
DÜNYA BANKASI AVRUPA VE ORTA ASYA BÖLGE BAŞ EKONOMİSTİ ASLI DEMİRGÜÇ-KUNT: EM'LER FAİZ ARTIRMAK ZORUNDA KALABİLİR
Önümüzdeki dönemde önde gelen merkez bankaları tarafından kısa ve orta vadede atılabilecek adımlar, izlenecek stratejiler konusundaki öngörülerini aldığımız Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya bölgesi baş ekonomisti Aslı Demirgüç-Kunt’a göre, gelişmiş ülkelerde özellikle de ABD’de yükselen enflasyon beklentileri ve aşırı gevşek para politikasının sona ermesine dair piyasa spekülasyonlarının yoğunlaşması, 2013 yılında yaşanan taper tantrum (2013'te Fed Başkanı Bernanke'nin tahvil alımlarının azaltılacağı yönündeki açıklamasının ardından yaşanan durum) dönemine benzer bir olaya sebep olabilir. Para birimlerinin önemli ölçüde zayıflamasını ve enflasyonist baskıların artmasını önlemek için gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları faiz oranlarını arttırmak zorunda kalabilirler.    
Böylesine zorlu bir yılın ardından, Türkiye'nin 2021 yılında yüzde 5'lik güçlü bir büyüme performansı kaydetmesini beklediklerini belirten Demirgüç-Kunt, yine de görünümün hala belirsizliklerle dolu olduğunun altını çiziyor.
Para politikasının erken bir şekilde yumuşatılmasının merkez bankasının mevcut politika duruşuna aykırı olup enflasyon beklentileri yükselteceğini savunan Demirgüç-Kunt bunun dış baskılara ve mali ve kurumsal bilançoların zayıflamasına yol açacağı görüşünde.
Demirgüç-Kunt “Mart 2021'de açıklanan Ekonomik Reform Paketi (ERP), ekonomik toparlanmayı ve istikrarı desteklemek için yararlı bir paket ancak istenen sonuçları elde etmek için sağlam bir makroekonomik politika çerçevesine gerek var. Bu reform programı kapsamında Merkez Bankası bağımsızlığının pekiştirilmesi de reform paketini destekleyecektir” diyor.

CÜNEYT PAKSOY VE ŞANT MANUKYAN DEĞERLENDİRDİ: GEVŞEK POLİTİKA UZUN SÜRE DAHA MASADA